Rope / Ölüm KararıAlfred Hitchcock deyince ilk akla gelen filmlerden biri olmasa da en sevilenlerden biri olan “Rope”da Hitchcock, bu 80 dakikalık filmi toplam 9 plandan oluşturmuş ve mümkün olduğunca kesmeleri gizlemeye çalışıp kurguyu fark ettirmeksizin tek plan hissi yaratmayı başarmıştır.
1924 yılında Chicago Üniversitesi’nde yaşanmış bir olayda Leopold ve Loeb adlı iki arkadaşın işlediği cinayetten esinlenen Patrick Hamilton, 1929’da “Rope’s End” adlı tiyatro oyununu yazmıştır. Hitchcock, bu oyundan uyarlanan senaryoyu filme aktarırken teatral havayı korumuştur, hatta ‘kısmi tek plan’ fikri, gerçek zamanlı ve tek mekanlı bir olay örgüsünü başarıyla aktarmaya hizmet etmiştir.
Hikayeyi özetlersek, Brandon (John Dall) kendini üstün görüp, cinayet işleyebilme ehliyetine sahip olduğuna ve hayatının önemsiz olduğunu düşündüğü insanların öldürülebilirliğine kanaat getirmiştir. Kendine göre tereddütleri ve zaafları olan arkadaşı Phillip’i (Farley Granger) ikna ederek uygun kurban olarak seçtikleri David’i iple boğarak öldürürler. Verecekleri davette cesedi sakladıkları sandığı yemek masasına çevirme fikri onlara heyecan verir. Öldürdükleri arkadaşlarının ailesi ve kız arkadaşı gibi tanıdıklarını çağırmakla kalmayıp bir de öğretmenleri olan ve Üst-insan konusunda esinlendikleri Rupert Cadell’i (James Stewart) de konuk edip, gizliden gizliye işledikleri cinayetin felsefesini tartışmaya ve konuştukça kendileri ile gururlanmaya, hatta öğretmenlerinden destek alacaklarını düşünmeye başlarlar. Ancak öğretmenlerinden alacakları tepki tahmin ettiklerinden farklı olacaktır.
Hitchcock’un 1,5 milyon dolara kotardığı ve ilk renkli filmi olan “Rope” için deneysel sıfatını kullanabiliriz. Sadece teknik olarak ortaya çıkan işin ne denli farklı olduğunu bir kenara koyalım. Hitchcock’un açıklığa kavuşması diyaloga bağlı olan anlatımlardan mümkün olduğunca kaçınmak istediğini ve görüntülü anlatıma önem verdiğini, hatta diyalogları filmde yer alan herhangi seslerden farklı görmeyen bir yönetmen olduğunu düşünürsek “Rope” gibi diyaloga çok ihtiyaç duyan bir filmin onun temel sinema anlayışına ters düştüğünü, bu filmin kendi kariyeri içerisinde farklı bir girişim olduğunu söyleyebiliriz. Bununla birlikte “Bir yönetmenin söyleyeceği hiç bir şey yoktur, göstereceği şeyler vardır” sözüne sahip bir yönetmene göre fazla didaktik bir film. Ancak film oluşturma sürecinin ön prodüksiyon aşamasına çok büyük önem veren, filmlerini daha çekime başlamadan kafasında oluşturan bu yönetmenin “Rope”’a, karmaşık ve heyecan verici bir proje gözüyle bakmış olması akla gelebilir. Hitchcock, ön prodüksiyon konusunda kendini sınama imkanını ve 1948 yılı için sinema sanatında bu meydan okuma şansını tepmediği gibi, ‘seyirci ile özdeşleştirme’ ve ‘perdeye heyecan yükleme’ sevdalarına çok uygun bir oyun uyarlaması ile çizgisinden çok da ayrılmamış olur. Göze çarpan bir diğer unsur genel olarak gizemi seven yönetmenin bu defa hiç bir şey gizlememiş olmasıdır. Sürpriz sadece film içerisindeki davetlilere hazırlanmıştır ancak onlar da sürprizle tanışamazlar.
Hitchcock, “Rope”’da Brandon ve Phillip ikilisinin heyecanına seyirciyi ortak etmiştir. Öldürüp sakladıkları arkadaşlarına davetlilerin her yaklaştığı anda ikilinin yaşadığı heyecan, filmin de, seyircinin de temel heyecan konusudur. Seyirci gibi onlar da cesedin bulunma ihtimalinden ve bulunma olasılığında yaşanacaklardan heyecan duyarlar. Cesedi bir nevi hedefe yaklaşıldıkça daha güçlü sinyal veren uyarı cihazı konumuna sokan Hitchcock, filmin hemen başında cinayeti ve heyecan planını seyirci ile paylaştırarak bu yapıyı kurmuş olur. Nietzsche’nin Üst-insan (Übermensch) tanımının etkisinde kalmış olan Brandon ve peşinden sürüklediği Phillip’in basit insanlar olarak gördükleri kişilerin yaşamlarının anlamsızlığı sebebiyle yok edilmelerinde bir sakınca görmemelerine karşılık olarak Hitchcock, aynı felsefi kavram üzerinde çalışan hocaları Rupert’ı bir noktada onlardan ayırarak kimin üstün, kimin basit olduğunun kararını kimsenin veremeyeceği cevabını verir. Dolayısıyla film bir anlamda Üst-insan kavramının nasıl yanlış anlaşıldığını da gözler önüne sermiş olur. Hitchcock’un Katolik yetişme tarzı ve ahlakçılığı burada tekrar kendini gösterir. Sosyal sorumluluk ve toplum ahlakının Üst-insan yerine “üstün insan” yanılgısına düşülmesine engel olması gerektiği hakkındaki mini konferans filmin finalini didaktik kılar.
Kameranın konumu ve alan derinliği gibi konularda hayli özenli olduğu unutulmaması gereken Hitchcock için tek bir odada yapılacak tek plan çekimlerde odadaki nesnelerin kameranın hareket alanını engellemesi sorunu baş göstermiştir. Buna çözüm olarak kamera arkasında görevlendirdiği ekibe çekim esnasında planda görünmeyen eşyaları kameranın hareket anlarında taşıttırıp sonra tekrar mizansendeki yerine koyma görevi verilmiştir. Tüm dairenin ve penceredeki New York görüntüsünün dekor olarak tasarlandığı sette cam yününden yapılmış bulutların daha gerçekçi ve hareketli görünmesi için kameranın başka yönlere odaklandığı zamanlarda ekip tarafından düzenli olarak kaydırılması ve yerlerinin değiştirilmesi sağlanmıştır. Ayrıca bütün bu işlemler sırasında oluşan gürültü sebebiyle diyalogların temiz kaydı için tüm film tekrar oynanarak sesler kayda alınmış ve filme eklenmiştir.
Hitchcock’un kısmi tek plan çalışması için bile izlemeye değer olan “Rope”, başından sonuna ilgiyle izlenen ve seyircisinin filmden kopmasına izin vermeyen bir film. Ayrıca Hitchcock’un yolunun Nietzsche ile kesiştiği bu filmi merak etmemek mümkün mü?
(Home Video / Sayı: 5 - Eylül 2008)




0 yorum:
Yorum Gönder