Pompeii’de Bir Efsane


Pink Floyd: Live At Pompeii - The Director's Cut

Günümüzün İtalya sınırları içerisinde bulunan ve Roma İmparatorluğu’nda zamanının eğlence, tatil ve şehvet şehri olduğu düşünülen Pompeii, Vezüv yanardağının M.S. 76 yılında faaliyete geçmesiyle tarihe gömülmüş ve 1700’lü yıllardan bugüne yapılan kazı çalışmaları sonucu tekrar gün yüzüne çıkarılmış, mimarisi ile de ünlü bir kent. Takvimler 1971’i gösterdiğinde bu tarihi şehrin antik tiyatrosunda Pink Floyd üyelerinin bir başlarına gerçekleştirdiği performanslar ve alınan görüntüler bir yıl sonra 60 dakikalık bir film olarak yayınlandı. Hemen ardından 1974’te (80 Dakika) ve son olarak 2003’te projenin sahibi Adrian Maben elindeki malzemelerle filmi “Yönetmenin Kurgusu” adıyla yeniden şekillendirdi. Maben’in Pompeii’de gerçekleşen çekimler ile “Dark Side Of The Moon” albümünün stüdyo çalışmalarından görüntüleri ve grup üyeleri ile Abbey Road ve Paris stüdyolarında yapılan söyleşileri harmanlayarak kurguladığı bu son versiyon, 92 dakikalık belgesel film olarak adlandırabileceğimiz bir şekle büründü. Bu haliyle akıllardan çıkmayan performans görüntülerine bir de grubun ender rastlanan doğal halleri de eklenince film daha da değerlenmiş oldu.

Canlı performans ve Pink Floyd denince akla müthiş bir kalabalık ve görsel ışık tasarımları gelmesi doğal ancak burada söz konusu olan farklı bir çalışma. Projeyi Pompeii’nin antik kalıntılarından, soğuk lav parçalarından, Vezüv yanardağı ve onun patlama görüntülerinden, özellikle de seyircisizlikten destekle tabiata ya da artık var olmayan Pompeii halkına verilmiş bir konser olarak görebilmekle beraber Pompeii seçiminin ardında gerçekte ne var tam olarak bilinmez. Şöyle bir kafamızı yorarsak eğer Live At Pompeii’de programın Part One ve Part Two olarak başına ve sonuna yerleşen “Echoes” şarkısının 1968 tarihli Stanley Kubrick başyapıtı “2001: A Space Odyssey”’in bedenden ve teknoloji bağımlılığından kurtuluşu resmeden final bölümü “Jupiter And Beyond The Infinite” ile kulaktan kulağa yayılarak efsaneleşmiş eş zamanlılığı, hatta filmimizde “2001: A Space Odyssey”’i hatırlatan bolca ses ve yerkabuğu çekimi yer alması hemen aklımızı çeliyor. Yine programda yer alan “Careful With That Axe, Eugene” şarkısının Pink Floyd imzalı müzikleriyle de akıllara kazınan 1970 tarihli Michelangelo Antonioni filmi “Zabriskie Point”’in ihtiyaç fazlası tüketimi bombalayan finalinde de biraz farklı da olsa kendini gösterdiği düşünüldüğünde sanki bir resim belirmeye başlıyor. Son olarak yine “Zabriskie Point”’de çıplak doğada yalnız ve zamandan kopmuş çiftimizin sevişme sahneleri ile yine çıplak, bomboş, zamandan kopmuş Pompeii görüntüleri ve günümüze cinsellik şehri olmasıyla da ün salarak gelmiş Pompeii imajını bir araya getirdiğimizde Pink Floyd açısından tutarlı bir adım ve seçimden bahsetmek artık iyice mümkünleşiyor.

Müzik performansları haricindeki diyaloglar ve görüntüler grup üyeleri hakkında hatırı sayılır bir gözlem imkanı tanıyor. Göze çarpan ifadelere bakacak olursak genel olarak para ve grup içi tartışmalardan çokça bahsedildiği görülüyor. Pink Floyd hakkında her zaman gündemde olan parayı paylaşamadıkları eleştirisi bahsettiğimiz nihilist ve maneviyatçı tavrın tetikleyici unsurlarından biridir belki de. Bir diğer göze çarpan unsur kendilerine olan güvenleri. Nasıl güvenmesinler ki, Pink Floyd’a bir sıfat arayacak olsak müzik mühendisi olduklarını söylemek hiç de abartılı olmaz. Müzik yaratmak için olabilecek her şeyi deneyen, türlü teçhizata başvuran, ses üretmek deyince rakipsiz bir isim Pink Floyd. Kendileri de bu kadar cihazı kullanmayı 4–5 yılda öğrendiklerini ve çok prova yaptıklarını söylüyorlar zaten. Bir köpeğin ulumasından bile şaşırtıcı derecede ustalıkla yararlanabilecek kadar (Mademoiselle Nobs) yaratıcılar.

Nick Mason’ın filmde kendilerinin bir devre karşılık görülmesinden ve geçmişin bir kalıntısı olarak tarihe gömülmelerinden duyduğu endişesine 36 yıl sonra tanık olduğunuzda içinizden kocaman bir “Hayır!” haykırışı kopacaktır eminiz. Onlar olmak istedikleri gibi oldular ve bir döneme ya da bir türe ait olmadan, ilerici, değişen ve gelişen ama duyduğunuz anda kolaylıkla tanıyabileceğiniz bir müzik olan Pink Floyd müziğini bizlere armağan ettiler.
(Home Video / Sayı: 6 - Ekim 2008)

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...